15 Temmuz 2013 Pazartesi

EVİMİZDE HANGİ KONULARDA TASARRUF YAPILİRİZ?


EVİMİZDE HANGİ KONULARDA TASARRUF YAPILİRİZ?

Evlerimizde elektrik ve suyu verimli olarak kullanmamız mümkündür. Elektrik ve sularımızı israf etmeden verimli olarak kullanmak için öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekmektedir.

Elektrikli ev aletleri (fırın, ocak, buz dolabı, derin dondurucu, çamaşır ve bulaşık makinesi ve aydınlatma lambaları) satın alırken sadece ucuz olmasına bakarak karar vermek doğru değildir. Aynı zamanda evimizde kullandığımız ev aletlerinin işletme maliyetini de (elektrik enerjisi ve su v.b.) düşünmemiz gereklidir. Mesela bir çamaşır makinesi satın alırken her bir yüklemede yıkayacağı çamaşır miktarı yanında tüketeceği su ve elektrik enerjisi miktarına da dikkat edilmelidir. Bazen bu aletlerin işletme maliyetlerinin çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Hesaplarımızı yaparken işletme maliyeti verimli olan ev aletleri satın almalıyız. Ayrıca fazla elektrik enerjisi tüketen ev aletlerinin kullanılması ile atmosfere fazla sera gazı karbon dioksitin atılarak yeryüzü sıcaklığının yükselmesine, sel felaketlerine, buzulların erimesine ve meteorolojik yapısının değişmesine neden olunduğu unutulmamalıdır.

Evlerimize satın alacağımız/aldığımız su tüketen ev aletlerinin (çamaşır ve bulaşık makinesi, musluklar, rezervuarlar) verimli su tüketmelerine dikkat etmeliyiz. Mesela tuvalet rezervuarı satın alırken sadece ucuz olmasına bakmamalıyız. Aynı zamanda her boşaltmada ne kadar su tükettiğine de dikkat etmeliyiz. Türkiye’de üreticiler verimli su tüketen rezervuarlar üretmeliler.

Banyo yaparken, yüzümüzü yıkarken, traş olurken, dişinizi fırçalarken, sebze ve meyveleri yıkarken su tüketimindeki alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir. Temiz su boşa akıtıldığı zaman atıksuya dönüştüğü unutulmamalıdır. İçme suyu ve atık su arıtma maliyetinin yüksek olduğu unutulmamalıdır.

Yeryüzünün üçte ikisi su olduğu halde sadece %0.3 içilebilir su olduğu unutulmamalıdır. Yeryüzünde içilebilir suyun çok kısıtlı olduğunu unutmamalıyız. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bugün günlük su tüketimi kişi başına 75-125 litre iken İstanbul’da bu değer 150-200 litredir. Suyu verimli olarak kullanarak hem daha hijyenik ve temiz ortamlar sağlanabilir hem de daha ekonomik işletme yapılabilir.


Evlerimizde elektrik, doğalgaz ve suyu verimli olarak kullanmamız mümkündür. Elektrik ve sularımızı israf etmeden verimli olarak kullanmak için öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekmektedir.


Elektrikli ev aletleri (fırın, ocak, buz dolabı, derin dondurucu, çamaşır ve bulaşık makinesi ve aydınlatma lambaları) satın alırken sadece ucuz olmasına bakarak karar vermek doğru değildir. Aynı zamanda evimizde kullandığımız ev aletlerinin işletme maliyetini de (elektrik enerjisi ve su v.b.) düşünmemiz gereklidir. Mesela bir çamaşır makinesi satın alırken her bir yüklemede yıkayacağı çamaşır miktarı yanında tüketeceği su ve elektrik enerjisi miktarına da dikkat edilmelidir. Bazen bu aletlerin işletme maliyetlerinin çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Hesaplarımızı yaparken işletme maliyeti verimli olan ev aletleri satın almalıyız. Ayrıca fazla elektrik enerjisi tüketen ev aletlerinin kullanılması ile atmosfere fazla sera gazı karbon dioksitin atılarak yeryüzü sıcaklığının yükselmesine, sel felaketlerine, buzulların erimesine ve meteorolojik yapısının değişmesine neden olunduğu unutulmamalıdır.

Evlerimize satın alacağımız/aldığımız su tüketen ev aletlerinin (çamaşır ve bulaşık makinesi, musluklar, rezervuarlar) verimli su tüketmelerine dikkat etmeliyiz. Mesela tuvalet rezervuarı satın alırken sadece ucuz olmasına bakmamalıyız. Aynı zamanda her boşaltmada ne kadar su tükettiğine de dikkat etmeliyiz. Türkiye’de üreticiler verimli su tüketen rezervuarlar üretmeliler.

Banyo yaparken, yüzümüzü yıkarken, traş olurken, dişinizi fırçalarken, sebze ve meyveleri yıkarken su tüketimindeki alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir. Temiz su boşa akıtıldığı zaman atıksuya dönüştüğü unutulmamalıdır. İçme suyu ve atık su arıtma maliyetinin yüksek olduğu unutulmamalıdır


Yeryüzünün üçte ikisi su olduğu halde sadece %0.3 içilebilir su olduğu unutulmamalıdır.

Yeryüzünde içilebilir suyun çok kısıtlı olduğunu unutmamalıyız. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bugün günlük su tüketimi kişi başına 75-125 litre iken İstanbul’da bu değer 150-200 litredir. İçme suyu olarak hizmete sunulan suyun arıtılması için binlerce kWh elektrik enerjisi, arıtma bedeli ve emek güçü harcandığı unutulmamalıdır. Arıtılmış sular israf edilmemelidir. İstanbul’da günlük su tüketimi 1.750.000-2.000.000 m3 dır.


Suyu verimli olarak kullanarak hem daha hijyenik ve temiz ortamlar sağlanabilir hem de daha ekonomik işletme yapılabilir. Burada verilen bilgiler evlerde günlük temizlik ve diğer işlemler yapılırken suyun ve enerjinin (aydınlatma ve ısıtma enerjisi) nasıl verimli kullanılabileceği ile ilgilidir. Bu çalışmada kesinlikle suyun ve enerjinin tasarruf edilmesi söz konusu değildir.

FIRINLAR VE OCAKLAR


1. Yiyecekleri (yemeklerinizi) düz tabanlı tencerelerde ve tepsilerde pişiriniz. Tepsiler fırına uygun olmalı. Yiyecekler çok küçük ve eğik tabanlı tepsilerde kısa sürede pişmez.

2. Mümkünse yiyecekleri mikro dalga fırınlarda ısıtınız. Aynı miktar yiyeceği ısıtmak için mikro dalga fırın, klasik fırına göre %66 daha az enerji tüketir.

3. Yemek pişirirken tencerenizin veya tepsinizin kapakları sıkıca kapalı ise pişirme tamamlanmadan iki-üç dakika önce fırınınızı veya ocağınızı kapatabilirsiniz. Mevcut ısı yemeğin pişmesi için yeterlidir.

4. Fırını ön ısıtıcıda çalıştırmayınız. Yani yemeği fırına koyduktan sonra ısıtıcıyı çalıştırınız. Yüksek sıcaklık gerektiren yiyecekler hariç fırında ön ısıtıcı programını kullanmayınız.

5. Yemek pişerken fırın kapağını gerekmediği sürece açmayınız. Her kapak açılışında sıcaklık 25 0C ile 30 0C birden düşer.

6. Yemek piştikten sonra fırının atık ısısını kullanabilirsiniz. Fırın ısıyı 15-30 dakika tutabilir. Bu esnada tatlıları, yemişleri, küçük ekmek parçalarını ısıtabilirsiniz.

7. Cam ve seramik kaplar, metal kaplardan daha uzun süre ısıyı tutar. Cam veya seramik kaplar kullanıldığında kızartma ve pişirme sıcaklığını 15 0C düşürebilirsiniz.

8. Kapaksız kapta yemek pişirmeyiniz. Kapaksız kapla yemek pişirirken 3 kat daha fazla enerji tüketirsiniz.

9. Enerji tasarrufu için fırın çalıştırıldığında iki veya üç tür yemeği aynı anda pişirmeniz tavsiye edilir.

10. Fırında veya ocakta yemek pişerken yiyeceğin piştiği kabın kapağı mutlaka sıkıca kapatılmalı. Isının ve nemin tencere veya tepsi içinde tutulması için kapaklar hava sızdırmaz olmalı. Bu durum yemeğin hızlı pişmesine yardımcı olur.

11. Yemek pişirmek için basınçlı tencereler kullanarak hem enerjiden hem de zamandan tasarruf edebilirsiniz.

12. Fırın içinde havanın rahatça hareket edebilmesi için fırın ile tepsi arasında 5 cm. boşluk bırakılmalı. Bu durum hem iyi bir hava sirkulasyonunu hem de yemeğin daha hızlı ve iyi pişmesini sağlar.

13. Fırınları odanızı ısıtmak için asla kullanmayınız. Bu durum çok tehlikeli ve pahalıdır.

14. Sebzeli yemeği pişirirken az su kullanınız. Yüksek sıcaklıkta pişirmeye başlayınız. Buhar çıkmaya başladıktan sonra düşük sıcaklıkta pişiriniz. Böylece yiyecekler daha iyi ve hızlı pişer.Yüksek sıcaklıkta pişirme işlemine devam etmek, besin maddesinin yok olmasına neden olur

15. Tüm tencerelerin, tepsilerin, tavaların ve çaydanlıkların tabanları düz olmalı. Alev tencere tabanına, tam olarak temas etmeli, kesinlikle tencere/tava/çaydanlık tabanını aşmamalı. Tencere, tava ve çaydanlık tabanını aşan her alev enerji israfıdır.

16. Düşük sıcaklık şartlarına fırını ayarlayarak, yiyeceği yavaş pişirerek enerji israfını önlemiş olursunuz.

17. Fırın satın alırken mutlaka hava ve ısı sızdırmaz, yalıtımlı (fırın çalışırken elinizi kapağına koyduğunuzda sıcaklık hissetmemelisiniz) ve az enerji tüketenleri tercih ediniz.

ISITICILAR


1. Oturma odasının sıcaklığının 20 0C den fazla olmasına müsaade etmeyiniz. Yatak odanızın sıcaklığını 17 0C de tutunuz. Oturma Odasında 1 0C’lik sıcaklık düşürme %5’lik yakıt tasarrufuna neden olur.

2. Sadece kullandığınız odaları ısıtınız.

3. İhtiyacınız yoksa ısıtıcıyı açmayınız. Hafta sonları veya tatil günleri evinizden ayrılıyorsanız ısıtıcınızın veya radyatörünüzün vanasını kapatınız. Boş daireyi ısıtmak israftır.

4. Isıtıcınızın veya radyatörlerinizin önüne kesinlikle eşya koymayınız. Sıcak hava hareketini önlemeyiniz. Aksi durumda, ısınmak için daha fazla enerji harcarsınız.

5. Pencerelerinizden güneş çekildiği zaman ısının kaçmasını önlemek için perdelerinizi kapatınız. Kapalı ve uygun perdeler pencerelerden ısı kaybını %25 oranında önler. Perdeler radyatörlerin üzerini örtmemelidir.

6. Kış aylarında dış kapı ve pencereleri rasgele açmayınız. Dış kapı ve pencereleri açtığınız zaman hemen kapatmayı unutmayınız.

7. Kış aylarında pencereye güneş ışınları değdiği zaman perdeleri açınız. Bu durun güneş enerjisi ile evinizin ısınmasına yardımcı olur. Güneş çekildikten sonra perdeleri mutlaka kapatınız.

8. Radyatör bağlantı borularının su sızdırıp sızdırmadığını kontrol ediniz. Sızıntıları hemen tamir ediniz/ettiriniz.

9. Gündüzleri odanızı havalandırmak istediğinizde tüm pencereleri aynı anda açınız, yarım saat havalanmasına müsaade ediniz ve sonra tekrar hepsini kapatınız. Bu esnada ısıtıcınızı mutlaka kapatınız.

10. Pencerelerinizin camlarını mutlaka çift cam yaptırınız.

11. Tüm dış kapı ve pencerelerinizi hava sızdırmaz hale getiriniz. Zira havayı ısıtmaya gücünüz yetmez!

12. Radyatörlerinizin arkasına ısı yansıtıcı koyunuz. Böylece radyatör başına yılda 6 dolar kazanırsınız. Alüminyum kaplı yalıtım levhası ile bunu sağlamanız mümkündür.

13. Güneşli havalarda pencerelerinizi temizleyiniz. Bu durum evinizin ısınmasına yardımcı olur.

14. Evinizde ısıtıcınızı çalıştırmadığınız zaman baca damperini kapalı tutunuz.

15. Isıtıcılar evdeki enerjinin %45’i tüketir.

16. Kış aylarında radyatörün üzerine mermer ve çamaşır gibi herhangi bir malzeme kesinlikle koymayınız. Radyatörün üzerinde çamaşır kurutmayınız.

17. Kış aylarında odalarda kesinlikle çamaşır kurutmayınız. Odalarınız buhar içindeki zararlı/toksik gazlarla dolar.

18. Binanızın koridorlarını ısıtmayınız. Koridorlarınızda radyatör varsa lütfen kapalı tutunuz veya kapatınız.

AYDINLATMA


1. Kompakt floresan lambalar normal lambalardan 5 kat daha az enerji tüketirler ve 10 kat daha uzun ömürlüdürler.

2. Standart lambaların ömrü 750-900 saat (150 gün) iken kompakt floresan lambaların ömrü 10.000 saat (2000gün)dür.

3. Enerji koruyucu lambalar satın alarak aydınlatma maliyetini %75 azaltabilirsiniz.

4. Yüksek fiyata satın aldığınız kompakt floresan lambaları iki yılda amorti edebilirsiniz.

5. Bir salon, iki oturma ve bir yatak odası, bir mutfak ve banyolu 100 m2’lik bir dairede günde 5 saat aydınlatma için normal lambalarla 3250 W enerji tüketilirken kompact fluoresant lambalarla sadece 650 W enerji tüketilir.

6. Normal lambalar enerjinin önemli miktarını aydınlatmada değil ısıtmada tüketir.

7. Kullanmadığınız odanızın lambalarını kapatınız.

8. Bina dışı aydınlatma lambalarını sadece gerektiği zaman kullanınız. Otomatik olarak ışığı kapatan ve açan fotosel üniteler veya zaman ayarlayıcı kullanınız.

9. Daha büyük lambalar, daha fazla enerji üretmezler.

10. Odadan ayrıldığınız zaman lambaları kapatınız.

11. Lambaların daha iyi çalışması için kuru bezle temizleyiniz. Kirli ve tozlu lambalar %25 daha fazla enerji tüketirler.

12. Bulanık görünüşlü kompakt floresan lamba kesinlikle kullanmayınız.

13. Gündüzleri mümkünse lambaları yakmayınız. Perdeleri açınız ve güneş ışığından faydalanınız.

14. Binanızın koridorlarında kompakt floresan lambalar kullanınız. Lambalar zaman ayarlı olarak çalışmalıdırlar.

SU ISITICILARI


1. Sıcak su tankına dokunduğunuzda bir sıcaklık hissediyorsanız termosifonunuzun çevresini yalıtınız/yalıttırınız. Böylece %10 enerji tasarrufu sağlamış olursunuz. Eski ısıtıcılarınız için bu elzemdir.

2. Su sızıntılarını tamir ediniz veya ettiriniz. Sıcak suyunuzda sızıntı yılda tonlarca suyun ve enerjinin israf edilmesi demektir.

3. Su ısıtıcınızı sıcak su kullanılan yere yakın kurunuz. Aksi durumda sıcak su istediğiniz yere gelinceye kadar bir miktar soğur. Isı kaybını azaltmak için sıcak su borularınızı yalıtınız.

4. Mutfaktaki havalandırıcıları yalıtınız.

5. Yiyecekleri temizlerken ve kirli kapları çalkalarken sıcak su yerine soğuk/ılık su kullanınız.
6. Fazla miktarda enerji tüketen yalıtımsız eski su ısıtıcılarınızı iptal ediniz. Yüksek verimli, yalıtımlı su ısıtıcıları satın alınız.

7. Banyo yapmak yerine duş alınız. Böylece %30 daha az su kullanırsınız. Banyo yaparken ayarlanabilir debili aeratörlü duş başlığı kullanınız. Bu duş başlığı dakikada en fazla 9-12 litre su tüketirken diğer başlıklar 25-30 litre su tüketir. Böylece 5-6 dakikalık banyo esnasında 50-100 litre sıcak su ve o oranda da enerjiyi tasarruf etmiş olursunuz.

8. Su ısıtıcısını kullanmadan önce dolu olup olmadığına bakınız. Boş veya yarı dolu iken çalıştırmanız ısıtıcınıza zarar verir.

9. Isıtıcınızda sıcaklık/basınç tahliye vanası olmalı. Bu vana evinizin ve ısıtıcınızın zarar görmesini önler.

10. Su ısıtıcınızın termostatını maksimum 50 0C ayarlayınız. Bu sıcaklık banyo ve mutfaktaki işler için uygundur. Çoğu insan 42 0C sıcak su ile banyo yapmaktadır.

11. Su ısıtıcınızın dibinde zamanla tortu oluşur. Yılda bir veya iki defa 5 litre tortulu suyu dren ediniz. Su ısıtıcınızda kesinlikle sert su kullanmayınız.

12. Tatil günleri evden ayrılmadan önce ısıtıcınızı mutlaka kapatınız.

13. Su ısıtıcısı satın alınırken verimli ömür maliyetini mutlaka hesaplayınız.
Verimli Ömür Maliyeti =(Satın Alma Fiyatı) +(Yıllık Enerji Maliyeti x Tahmini Ömrü x İskonto Faktörü)

Su ısıtıcıların tahmini ömrü 13 yıl, iskonto faktörü ise 0.83’dür. Buna göre en önemli faktör yıllık enerji maliyetidir.

BULAŞIK MAKİNELERİ


1. Kısa süreli yıkama ve durulama özellikli bulaşık makinesi satın alınız. Yani daha az yıkama ve çalkalama süreli, daha az su ve elektrik enerjisi tüketen makineler satın alınız.

2. Makineyi odaya yerleştirirken çevresinde en az 5 cm. boşluk kalmasına dikkat ediniz. Makinenin ısınmasından dolayı oluşan sıcak havanın kolayca dağılmasını sağlayınız. Aksi durumda daha fazla enerji harcanacaktır.

3. Bulaşıkları makineye koymadan önce soğuk suda çalkalamaya gerek yoktur.

4. Makineyi yarı dolu veya aşırı dolu halde kesinlikle çalıştırmayınız. Ama mutlaka dolu halde iken çalıştırınız. Bulaşığınız makineyi doldurmuyorsa bekleyiniz. Çünkü yarı dolu halde kullansanız da aynı enerji, deterjan ve suyu tüketirsiniz.

5. Az kirli bulaşıklar için kısa veya ekonomik devirli, düşük sıcaklıklı programı kullanınız.

6. Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için sabah veya akşam saatlerinde yıkama yapınız.

7. Bulaşıklar için sıcaklığın en az 60 0C olması istenir. Ancak 50 0C de bulaşıkları yıkamanız mümkündür. Böylece enerjiyi %10 verimli kullanabilirsiniz.

8. Makine çalışırken mümkünse banyo ve mutfakta aşırı su kullanmayınız.

9. Bulaşık makinesi satın alırken verimli ömür maliyetini mutlaka hesaplayınız.
Verimli Ömür Maliyeti =(Satın Alma Fiyatı) +(Yıllık Enerji Maliyeti x Tahmini Ömrü x İskonto Faktörü)

Bulaşık makinelerinin ortalama ömrü 12 yıl ve iskonto faktörü 0.84’dür. Buna göre en önemli faktör yıllık enerji maliyetidir.

ÇAMAŞIR MAKİNELERİ


1. Çamaşır makinesini kurduğunuz yerin çevresinde en az 5 cm. boşluk kalmasına dikkat ediniz. Çünkü makine çevresinde hava kolayca hareket edebilmelidir.

2. Makineyi tam dolu iken çalıştırınız. Fazla ve eksik çamaşırla yıkama yapmayınız. Eksik halde yıkama yaparken de aynı miktar enerji, deterjan ve su tüketirsiniz.

3. Çamaşırları yıkarken sıcak su yerine, ılık su kullanınız. Durulamayı ve çalkalamayı ise soğuk su ile yaptırınız. Elektrik enerjisinin %90’ı suyu ısıtma esnasında harcanır. 30-40 0C su sıcaklığı çamaşır için en uygun sıcaklıktır.

4. Çamaşırları sıcak veya çok sıcak sularla yıkamayınız. Bu durum çamaşırların yıpranmasına, tüylenmesine neden olur.

5. Çamaşırlar için doğru yıkama programı seçiniz. Çamaşırları aşırı kurutmayınız. Fazla harcanan enerji yanında aşırı kurutma elbiseyi tüylendirir ve yıpratır.

6. Makineniz için belirlenen deterjanları kullanınız. Aşırı köpüren deterjan kullanmayınız. Deterjan miktarına dikkat ediniz. Az veya fazla miktarda deterjan kullanımı verimsiz temizleme demektir.

7. Çamaşırlarınız çok kirli olduğu zaman ön yıkama programını kullanınız.

8. Daha az su, enerji ve deterjan harcayan makine satın alınız.
9. Her yıkamadan sonra kurutucudaki filtreyi temizleyiniz.

10. Durulama biter bitmez çamaşırları çıkarınız. Nemli havanın uzaklaşması için çamaşır yıkanan yerin iyi bir şekilde havalandırılmasına dikkat ediniz.

11. Soğuk suda temizleme yapan deterjanlar kullanınız. Böylece enerji tüketimini minimize edebilirsiniz

12. Çamaşır satın alırken verimli ömür maliyetini mutlaka hesaplayınız.
Verimli Ömür Maliyeti =(Satın Alma Fiyatı) +(Yıllık Enerji Maliyeti x Tahmini Ömrü x İskonto Faktörü)
Çamaşır makinelerinin ortalama ömürleri 18 sene, iskonto faktörünün ise 0.78’dir. Buna göre en önemli faktör yıllık enerji maliyetidir.

BUZDOLABI VE DERİN DONDURUCULAR


1. Evde tüketilen enerjinin %15’i buzdolabının çalışması için tüketilir.
2. Buz dolabınızı, soba, radyatör, bulaşık makinesi ve ocak gibi ısıtıcı kaynaklardan uzak yere yerleştiriniz. Böylece enerji tüketimimizi %10-15 azaltabilirsiniz. Dolabı mutfağın en soğuk yerine koyunuz.
3. Dolabın çevresinde havanın serbestçe hareket edebileceği yeterli aralık (5 cm. gibi) bırakılmalı. Aksi durumda hava serbestçe hareket etmediğinde enerji tüketimi iki veya üç kat artar.

4. Buzdolabı ve derin dondurucu satın alırken az enerji tüketenler satın alınmalı.

5. Buzdolabının sıcaklığını +5 0C de, derin dondurucunun sıcaklığının ise -18 0C de tutunuz. Daha düşük sıcaklık enerji israfıdır. Dolabınız 5 yaşından büyükse daha düşük derecelerde çalışmaması için sıcaklığı termometre ile, yukarıdaki değerlere göre ayarlayabilirsiniz.

6. Yemeklerinizi dolaba koymadan önce oda sıcaklığına kadar soğumasını bekleyiniz. Sonra dolaba koyunuz. Böylece yemeği soğutmak için ilave enerji harcatmayınız.

7. Buzdolabının ve derin dondurucunun kapılarının hava sızdırmaz olmasına dikkat ediniz. Sızdırmazlık kontrolü için beyaz temiz bir kağıdı kapı contası ile dolap kabinesi arasına koyunuz ve dolap kapısını kapatınız. Eğer kağıt çok kolayca çekilebiliyorsa buzdolabınız veya derin dondurucunuz hava alıyor demektir. Contalarını mutlaka değiştirmeniz gereklidir.

8. Dolabınıza koyduğunuz yiyeceklerin üzerini alüminyum folya veya plastik yerine kağıtla mutlaka örtünüz. Kağıt iyi bir yalıtım malzemesidir. Örtülmemiş yiyecek nem bırakır ve kompresörün daha fazla çalışmasına neden olur.

9. Derin dondurucuda buz kalınlığının 6 mm. den fazla olmasına müsaade etmeyiniz. Dolaptaki buz otomatik olarak erimiyorsa yılda en az iki defa eritiniz. Böylece enerji israfını önlemiş olursunuz

10. Dolabın altında veya arkasında bulunan bobinleri yılda iki defa vakumlu süpürge ile temizleyiniz. Temizlemediğiniz zaman %25 daha fazla enerji tüketerek istenen sıcaklığı elde edebilirsiniz.

11. Dolabınızın kapısını sık sık açmayınız. Açtığınız zaman da kısa süre açık tutunuz. Aksi durumda fazla enerji tüketimine neden olursunuz.

12. Dolaba ve buzluğa kesinlikle aşırı yiyecek koymayınız. Soğuk hava dolap ve buzlukta serbestçe hareket etmesine özen gösteriniz..

13. Derin dondurucudan alacağınız bir kase içindeki buz parçasını dolabınızın ortasına koyunuz. Böylece 3-4 gün süre ile, %5 daha az enerji harcamanız mümkündür.

14. Buzluktan çıkardığınız yiyeceği dolapta eritiniz. Bu durum dolabınızın soğuk kalmasına yardımcı olur. Böylece dolabınız daha az enerji harcar.

15. Buz dolabın verimli çalışma ömrü 20 yıldır. Eski dolaplar yeni dolapların iki katı enerji tüketirler.

16. Buzdolabı satın alırken verimli ömür maliyetini mutlaka hesaplayınız.
Verimli Ömür Maliyeti =(Satın Alma Fiyatı) +(Yıllık Enerji Maliyeti x Tahmini Ömrü x İskonto Faktörü)

Dolabın tahmini ömrü 20 sene, İskonto faktörü ise 0.76 dır. Buna göre en önemli faktör yıllık enerji maliyetidir.

BANYO VE TUVALETTE SU TÜKETİMİ

Evinizde hergün ne kadar su tükettiğinizi biliyor musunuz? Evinizde su israfına son vermek için öncelikle nerede ne kadar su tükettiğinizi bilmelisiniz.

Birçok evde gizli su kaçağı olabilir. Bunu tespit etmek için bütün muslukları kapatınız ve su sayacını okuyunuz. İki saat süre ile su kullanmayınız. İki saat sürenin sonunda su sayacını tekrar okuyunuz. Böylece su kaçağı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

- Banyo ve tuvalette, tüketilen su miktarı evde tüketilen toplam suyun %70’ini oluşturmaktadır.

- Tuvalet rezervuarının su depolama kapasitesi 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik tuvalet revervuarı ile ayda tuvalette 7 ton su tüketir. Bunun yerine 7 litrelik tuvalet rezervuar ile hem tuvaleti temizlemek hem de su tüketimini 2.5-3 tona düşürmek mümkündür.

- Tuvalet rezervuarı 16 litrelik ise bu durumda iki adet 1.5 litrelik plastik şişeye su doldurup rezervuara koyarak su tüketimini %20 azaltabilirsiniz.

- Tuvalet rezervuarınız su sızdırabilir. Bu miktar günde 700 litre suya ulaşabilir. Sızıntı suyunu kontrol etmek için rezervuara birkaç damla boyalı su ilave ediniz. Bu rengi 5-7 dakika içinde tuvalette görürseniz sızıntı var demektir. Tamir ediniz/ettiriniz.

- Banyo yerine duş alarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz. Duş alarak 40-60 litre su tüketirken banyo yaparak su tüketimi 120-150 litredir.

- Duş yapmak için ortalama 5-6 dakika yeterlidir. Böylece duş başına 55 litre su tasarruf edebilirsiniz.

- Sıcak suyu tek açma kapama ile kontrol edebiliyorsanız duş esnasında vücudunuzu veya saçınızı sabunlarken veya şampuanlarken suyu açık tutmayınız.

- Klasik duş başlıkları dakikada ortalama 15-20 litre su akıtırken düşük akımlı aeratörlü duş başlıkları dakikada 9-10 litre su tüketmek mümkündür. Böylece 5 –6 dakikalık duş esnasında 90-120 litre sıcak su yerine 45-60 litre sıcak su ile aynı işlemi yapmak mümkündür.

Böylece 4 kişilik bir aile günde 3 defa duş yapsa yılda 55 ton su tasarruf edebilir.

- Düşük akımlı aerotörlü duş başlıkları kullanarak su tüketimini dakikada 10 litreden daha aşağı düşürebilirsiniz. Böylece normal duş başlığına göre %30-40 su tasarrufu sağlayabilirsiniz.
-
- Duş yerine banyo yapmak istiyorsanız küvete koyacağınız su seviyesini 2,5-5 cm azaltarak banyo yapabilirsiniz.

- Banyo küvetinde banyo yapacaksanız önce küvet drenini kapatınız sonra musluğu açıp küvete su doldurunuz.

- Sık aralıklarla açılıp kapatılan musluklar için klasik musluklar yerine kolay açılıp kapatılan musluklar ile kullanarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz.

- Dış fırçalama ortalama 3 dakika süre alır. Eğer musluk açık bırakılırsa her fırçalama esnasında ortalama 15 litre suyu ziyan etmiş olursunuz. Günde iki defa diş fırçalanırsa yılda 10.950 litre su tüketirsiniz. Eğer fırçalanmış dişinizi bir bardak su ile çalkalarsanız yılda 9.100 litre su tüketimini önlersiniz.

- Dişlerinizi fırçalarken, tıraş olurken ve yüzünüzü sabunlarken musluğu kapalı tutarak günde 15-35 litre su tasarruf edebilirsiniz.

- Banyodaki muslukta düşük akımlı aerotörlu başlık kullanarak suyu %25-35 daha verimli kullanabilirsiniz ve o oranda da sıcak su kullanımını azaltabilirsiniz. Aerotörlerinizi periyodik olarak temizleyiniz. Filtre üzerinde partikül birikebilir.


MUTFAKLARDA SU TÜKETİMİ


Musluğunuz dakikada bir damla su sızdırıyorsa yılda 12 500 litre boşa akmış demektir.
- Mutfakta tüketilen su miktarı evde tüketilen toplam suyun %10 oluşturmaktadır.
- Kirli kaplarınızı elle veya bulaşık makinesinde yıkamadan önce su dolu leğende ıslatınız ve kirleri gevşetiniz. Kirli kapları akar musluk suyu ile yıkamayınız. Leğen içindeki su ve deterjan yardımı ile bulaşıkların kirlerini çıkardıktan sonra musluğu yavaşça açarak çalkalama ve durulama yapınız.

- Normal musluklarda dakikada 8-27 litre su tüketilirken düşük akımlı aeratörlü musluk kullanarak su tüketimi yarı yarıya düşürülebilir. Bu musluklara takılan aparatlar pahalı değildir.

- Muslukların su damlatmasını önleyiniz. Dakikada 50-100 damla su akıtan bir musluktan ayda 750-1500 litre suyun ziyan edildiğini unutmayınız.

- Sebze ve meyveleri akar musluk suyu ile yıkamayınız. Leğenin yarısına kadar su koyunuz. Sebze ve meyveleri suya koyduktan sonra musluğu yavaşça açınız ve hızlıca yıkamayı yapınız.

- Kirli kapları elinizle yıkarken önce kaba kiri fırça ile çıkartınız. Leğene ılık/soğuk suyu ve deterjanı koyup deterjanı da köpürttünüz ve musluğu yavaşça açıp kapları hızlıca yıkayınız. Sonra aynı leğene temiz ılık/soğuk su koyarak temizlenmiş kaplarınızı çalkalayınız.

- Direk akan musluk suyu ile kaplarınızı durulamayınız. Böylece günce 30-60 litre su tasarruf edilmiş olur.

- İçme suyu olarak akan musluk suyu yerine sürahi veya buzdolabına konmuş suyu kullanınız.

- Çoğu yiyecekleri pişirmek için az su kullanınız. Pişirdiğimiz kabın kapağı kapalı
olmalıdır. Aksi durumda çoğu vitaminlerin ve minerallerin kaçmasına neden olur. Ekstra pişirme için yakıt sarfiyatı olur.

- Buzluktaki yiyeceklerin ve diğer donmuş gıdaların buzunu eritmek için su kullanmayınız. Bu tür gıdaların buzlarını buzdolabının alt gözünde bir gece bekleterek çözebilirsiniz.

- Evlerde suyun %35 banyoda, %30 tuvalette, %20 çamaşır ve bulaşık yıkamada, %10 yemek pişirme ve içme suyu ve %5 temizlik amacı ile kullanılmaktadır.

- Musluklardan sıcak su sızıntısı fazla su kullanımı ve enerji israfı demektir.

- Buzluktan çıkardığınız yiyecekleri gevşetmek için su kullanmayınız. Buzluktan çıkardığınız yiyecekleri akşamdan alt göze koyarak sabahleyin yiyeceği gevşetebilirsiniz.

Su İsrafı Nasıl Önlenebilir


 
SU İSRAFI NASIL ÖNLENEBİLİR

Su tüketiminde nelere dikkat edilmelidir?

Peygamberimiz (asm), abdest almakta olan Sad'ın yanına uğradı ve ona:

“Nedir bu israf?” dedi. O:

“Abdestte de israf olur mu?” deyince:

Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Evet. Akarsuyun kenarında bulunsan bile suyu israf etme!” [1]

Su israfını önlemek için şunlara dikkat edilmesi gerekir

Evlerde suyun % 35′i banyoda, % 30′u tuvalette, % 20′i çamaşır ve bulaşık yıkamada, % 10′u yemek pişirme ve içme suyu olarak, % 5′i ise temizlik maksadıyla kullanılmaktadır. Su sağlıktır ve ekonomik bir değerdir. Bu değerleri korumak için aşağıdaki kurallara uyulması su israfını önleyecektir.

Meyve ve sebzeler çeşmeden akan su yerine uygun bir kapta yıkanmalıdır

Lavaboda bir şey yıkarken musluğu açık bırakılmamalıdır. Meyve ve sebzeleri elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkanması çok daha az su tüketilmesine sebep olur. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton suyu kurtarabilir.

Su tasarrufu için bulaşıklar makinede yıkanmalıdır

Bulaşıkları elde değil makinede yıkamak, su israfını büyük ölçüde önler. 4 kişilik bir ailenin günlük bulaşığını elde yıkanması ortalama 84-126 litre su harcamaya sebep olur. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 40 litre su ile yıkar.

Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu boşa akıtmamak su israfı önler

Tıraş olurken, ellerimizi yıkarken, dişlerimizi fırçalarken, bulaşıkları sabunlarken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur. Bu işleri yaparken musluğu ihtiyacımız olduğu kadar açılmalıdır. Bu yolla su kaybı yılda kişi başı ortalama 12 tondur.

Su israfını önlemek için duş süresi kısaltılmalıdır

Duş alırken su tüketimine çok dikkat edilmelidir. Bununla birlikte, duş süresin kısaltılmamalı, uzun süre banyoda kalınmamalıdır. Zira 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 lt su harcanmaktadır.

Gereksiz yere sifon çekilmemelidir

Tuvalete ger girişte sifon çekmek, büyük bir su kaybına sebep olur. Bunun için gereksiz yere sifon çekilmemelidir. Çünkü bu şekilde, dört kişilik bir aile yılda 16 ton su harcamış olur.

Bozuk musluklar tamir ettirilmelidir

Musluklarınızda su sızıntılarını önemsenmelidir. Çünkü sızıntı yoluyla israf olan su miktarları çok büyük miktarlara ulaşabilmektedir. Bozuk musluklar tamir ettirilirse, yılda 1 ton su tasarruf edilir.

Çamaşır ve bulaşık makineleri tam dolmadan çalıştırılmamalıdır

Çamaşır makinesini ekonomik kullanılması gerekir. Makine haftada bir kez bile az çalıştırılırsa, yılda 9 ton suyu kurtarılmış olur. Çamaşır makinesi veya bulaşık makinesi tam dolu iken çalıştırılması gerekir.

Su tasarrufu için bahçeler buharlaşmanın az olduğu zamanda sulanmalıdır

Bahçelerdeki bitkileri sabah serinliğinde, buharlaşmanın minimum olduğu saatte sulanmalıdır.

 

Evlerde su tasarrufunu sağlayacak armatürler kullanılabilir

Evlerde su tasarrufunu sağlayacak özellikte armatürler kullanılabilir.

 


Kaynakça:

[1] İbn-i Mace; Dualar ve Zikirler Kitabı

 

Ekmek İsrafı Nasıl Önlenir


Ekmek İsrafı Nasıl Önlenir

İnsanlık tarihine eşit bir serüveni olan ekmek, insanlığın en ortak besin maddelerinin başında yer almaktadır. Ülkemizin bir tahıl ülkesi olması, yılardır süregelen beslenme alışkanlıkları ve sosyo-ekonomik yapısı nedeniyle ekmeğin beslenmemizdeki önemi daha da fazladır. Devlet Planlama Teşkilatı ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; Türkiye'de temel besin, ekmek ve diğer tahıl ürünleridir ve günlük enerjinin ortalama %44'ü sadece ekmekten, %58'i ise ekmek ve diğer tahıl ürünlerinden sağlanmaktadır.

Sofralarımızın vazgeçilmez besin maddesi olan ekmek, karbonhidrat ve protein kaynağı olarak beslenmede önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde kişi başına günde yaklaşık olarak 400 - 450 gr ekmek tüketilmektedir. Yani, ülke genelinde kişi başına tüketilen enerji miktarının yaklaşık %45'i, protein miktarının da %47'si ekmekten sağlanmaktadır. Karbonhidrat ve protein kaynağı olan ekmeğin beyaz, kepek, çavdar, mısır, tam tahıllı, çok tahıllı gibi pek çok çeşidi bulunmaktadır. Tahıl tanesi öz, kepek ve endosperm olmak üzere 3 bölümden oluşur.

B grubu vitaminleri, çinko, magnezyum, selenyum, krom gibi mineraller, posa, fenol, fitat, saponinler gibi maddeler öz ve kepek bölümlerinde daha çok bulunur. Endosperm daha çok nişasta ve proteinden oluşmuştur. Öğütme işlemi sırasında beyaz ekmek, B grubu vitaminleri ve bazı mineraller açısından kayba uğrar. Tam tahıl ekmeği posa, E vitamini, selenyum, demir, magnezyum, çinko ve B vitaminleri (B1, B6, niasin) gibi besin öğeleri bakımından zengindir. B vitaminleri öğrenme ve kavrama fonksiyonlarının gelişimi, aneminin önlenmesi, bazı doğum kusurlarının önlenmesi, kardiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemlidir. Posa içeren esmer ekmeklerin, glisemik indeks (kan şekerini yükseltme oranı referansı) değeri beyaz ekmeğe oranla daha düşüktür. Glisemik indeksinin düşük olması ve posa içeriğinin yüksek olması tokluk hissini de artırır. Gerek kan şekerinin ayarlanmasında gerekse de daha fazla tokluk hissi vermesi nedeniyle kilo kontrolünde esmer ekmek kullanımı beyaz ekmeğe oranla daha avantajlıdır. Ayrıca posa, sindirim sistemi sağlığının korunmasında ve buna bağlı kolon kanser riskinin azaltılmasında önemlidir.

Tahıla dayalı beslenmenin hakim olduğu ülkemizde her yıl yaklaşık 44 milyar adet ekmek üretilmekte, üretilen ekmeğin yaklaşık 40 milyar adeti tüketilmekte 4 milyar adeti ise israf edilmektedir. İsraf edilen ekmek ülke ekonomisini yılda yaklaşık 700 milyon dolar kayba uğratmaktadır. Günlük israfın 750 milyar liralık kısmı Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde gerçekleşmektedir. İstanbul ilimizde günde 2 milyon ekmek israf edilirken, Ankara ve İzmir illerinde bu sayı yaklaşık 600 bini bulmaktadır.

Düşük gelir gruplarında ekmek tüketimi fazla olmasına karşın israf daha az olmakta, gelir düzeyi yükseldikçe ekmek tüketimi azalmakta ancak israf artmaktadır. Ekmeğin çöpe atılmasındaki faktörler gereğinden fazla ekmek satın alınması, satın alınan ekmeğin uygun koşullarda saklanmaması ve kalitesinin düşük olması şeklinde sıralanabilir. Ekmek israfında yüzde 70 oranı ile yemekhaneli işyerleri, hastane, yatılı okul, öğrenci yurdu, otel ve lokantalar ilk sırada yer almaktadır.

Ekmek İsrafını Azaltmak İçin Evlerde Neler Yapılmalıdır ?

•İhtiyaçtan fazla ekmek alınmamalı,

•Ekmek poşette saklanmalı,

•Uzun süreli saklama amaçlanıyorsa ekmeğin derin dondurucuda ve poşet içerisinde saklanmalı,

•Ekmek dilimlenerek tüketilmeli,

•Kuruyan ekmekler israf edilmemeli, içinde az miktarda su kaynayan tencerenin üzerine yerleştirilen süzgeç üstüne konularak tüketilmeli,

•Bayatlayan ekmekler galeta unu veya kurutulmuş ekmek içi şeklinde çeşitli yemek, pasta ve tatlı yapımında kullanılmalıdır.

Toplu Tüketim Yapılan Kuruluşlarda Alınması Gereken Tedbirler

•Toplu tüketim yerleri olan; hastane, yatılı okul, askeri birlik ve öğrenci yemekhanelerinde ‘ekmek israfı önleme planları’ oluşturulması ve hayata geçirilmesi,

•Üretimin talebe göre planlanması,

•Raf ömrü uzun kaliteli ekmek üretilmesi,

•Ekmeklerin fırında veya satış yerinde uygun koşullarda saklanması,

•Toplu yemek tüketim yerlerinde ekmeğin dilimlenmiş veya küçük yuvarlak ekmek olarak verilmesi,

•Self servis tezgâhlarında ekmeğin baş tarafta değil, yemeklerden sonra yer alması,

Toplu yemek tüketim yerlerinde, mönüye göre ekmek siparişi verilmesi, artan ekmeklerin daha sonraki günlerde kullanılmasını sağlayacak mönü düzenlemesi yapılması önerilmektedir.

Kaynak: Türkiye Halk Sağlığı Kurumu

Tüm mutsuzlukların sebebi israf ettiğimiz hislerimizdir!



Duygu israfı da olur mu? Kişinin ahlakını değiştirmesi mümkün müdür?

Bize verilen hissiyatların ne için verildiğini düşünüp, yüzlerini hakiki gayelerine çevirmek gerekir

“Hislerin de israfı olur mu?” demeyin..

Cenab-ı Hakk’ın her bir insanın fıtratına binlerce hisler yerleştirmiştir. Sevmek, hırs göstermek, inat etmek, haset etmek ve daha niceleri. Bildiklerimiz, keşfettiklerimiz sadece küçük bir kısmı. Allah-ü Teâlâ yarattığı her şeyde olduğu gibi bu hislerde de binlerce hikmet yerleştirmiş hususi ölçüler vermiştir.

İnsanın yaratılışından gelen bu hislerini çıkarıp atması mümkün olmadığı gibi, veriliş amacına uygun kullanmadığı takdirde mutluluğu yakalayabilmesi de düşünülemez. Oysa bazen bu hisleri sebebiyle acı çeker, zarar görürüz. Kişinin merakı ile başını belaya sokması, gelecek endişesi ile kendini harap edip durması, iki dakika inada değmeyen şey uğrunu hayatını karartması, fani şeyler peşinde hırsla koşup eli boş bir zavallıya dönmesi gibi.. Böyle durumlarda insan bu hisleri tamamen sökü atmak ister. Ta ki bir daha aynı hataya düşmesin. Yahut tavsiye istediği kişiler kendisine nasihat eder: “Bu bu huyunu değiştir!” Ancak bilmeli, hatta başta kendi fıtratımız olmak üzere diğer insanları gözlemelidir ki; bu mümkün değildir. Zira Cenab-ı Hakkın fıtrat hamurumuza yerleştirdiği kalıtsal bir şeydir bu hislerimiz. Düşünmeli madem o vermiş, yerleştirmiş elbette çok hikmetleri gayeleri olmalı. Bir maslahata vesile olarak verilmiş olmalı.

Evet insan Ebu Cehil gibi esfeli safiline düşebileceği gibi Ebu Bekir (ra) gibi ulvî bir makama da çıkabilir. Bu ise hislerin nerede ve nasıl kullanıldığı ile bizzat alakadardır. Kul bu hisleri yerli yerinde Allah’ın (cc) arzusu doğrultusunda kullanmalı ta ki ala-yı illiyyine (yücelerin en yücesine) yol bulsun. Rabbinin rızasını, ebedi cennetleri kazanansın. Böylece bu dünyada tam manası ile gıdasını alamayan kısıtlı kayıtlı kalmak zorunda olan bu hisler hakiki mekanında neşf-ü nüma bulsun cennet nimetlerinden istifadeye medar (vesile) olsun. Bu ise hislerin yüzlerini hayra çevirip, veriliş gayelerine uygun kullanmak ile mümkündür. Zaten Cenab-ı Hakk’ın bizden istediği de budur. Bu hissiyatların doğru şekilde kullanılması kişiyi iki cihan saadetine ulaştıracaktır.

Ancak bu hissiyatlar, nefsin ve heveslerin yolunda sarf olunması manevî büyük bir israf olduğu gibi ruhî sıkıntılara, psikolojik problemlere ve kötü ahlaka sebeptir. İsrafın her türlüsü ise dinimiz yasaklamıştır.

Sevme kabiliyetinin iki yönü

Aşk şiddetli bir sevgidir. Fani sevgililere yönlendirildiği vakit, o aşk kendi sahibini, daimi bir azap ve elemde bırakır. Zira insan sevdiği kişinin her şekilde mükemmel olmasını ve o mükemmelliğinin de hiç bitmemesini ister. Halbuki tüm insanlar, acziyetle ve kusurla donatılmıştır. Her neye elini uzatsa fani ve geçicidir. Bu sebeple hiçbir zaman kalbini tatmin edecek bir sevgili bulamaz. Ya sevilen sevgisine layık değildir, ya sevgisine layık bir karşılık vermez yahut da evlada bile demeden bırakır gider. Sevgisine mukabil elemler ve hayal kırıklıkları verir. Aşkın içini boşaltan yahut haram ilişkileri aşk olarak adlandıran zamane insanının hususen gençlerin hali ortadadır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu şekilde ifade eder: “Gayr-i meşru muhabbetin cezası merhametsiz acı çekmektir.”

Fakat bu sevginin yüzü hakiki sevgiliye çevrilse, o vakit o sevgi kişiyi “ala-yı illiyine” yani “yükseklerin de yükseğine” ulaştırır. Cenab-ı Hakk’ın sevgili bir kulu ve misafiri mertebesine yükselir. Zira kalpler ancak O’nu anmakla tatmin olur ve huzura erer. Mevlanalar, Yunus Emreler, Ahmet Yeseviler bu kutlu yolun en güzel yolcularındandır.

İnat hissinin israfı

Faydasız ve boş şeyler için inat eden kişi bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye bir yıl inat etmiş. Çevresini üzmüş, huzursuz etmiş, bekli de pek çok yanlışlara girmiş. En lüzumlu bir hasleti en lüzumsuz yerler de israf etmiş.

Halbuki inat hissi bunun için verilmemiştir. İnat hayra çevrildiğinde pek çok güzelliklere vesile olabilen bir haslettir. Mesela ibadetleri yapmada inat ve sebat etmek kişiyi hakiki kulluk mertebesine çıkarır. Güzel ahlaklı olmakta inat etmek, haramlara girmemek için sebatkar olmak, yine çok büyük bir kazançtır.

İstikbal endişesini hakiki istikbale yönlendirmek

Gelecek endişesi az ya da çok herkes de vardır. Eğer bu his geçici ve imtihan alanı olan şu dünya hayatı için sarf edilse kişiye endişe, sıkıntı, ağır yükler altında ezilme vb. yol açar. Zira insan aldığı nesesi verebileceğine dair dahi garantisi olmayan, karmakarışık şu dünya hayatında insan aciz nakıs bir varlık…

Bu acılarını dindirmek endişesini emniyete çevirmeye çalışırken dünyaya bağlanır, ahretini, imtihanını, kulluğunu unutur, belki nice haramları zaruret görüp kabul eder. Adeta kendi vazifesini unutup Cenab-ı Hakkın hikmetine ve vazifesine müdahale etmek ister.

Fakat düşünülse ki, endişe edilen o istikbale ulaşmak için elimizde bir senet yok. Hem her mahlûkatın rızkı, “Yeryüzünde hareketli olan nice canlı da vardır ki rızkını taşıyamaz (kendi temin edemez). Onlara da size de Allah rızık verir.” ayetince Cenab-ı Hakk’ın taahhüdü altındadır.

İşte kişi, o belli olmayan istikbalden yüzünü çevirip, kabirden sonraki, hakiki ve uzun istikbale yüzünü çevirse, pek çok kazanç elde eder. Zira gafiller hakkında hiçbir taahhüt olmayan, kabir, mizan, sırat, cennet ve cehennem gibi upuzun bir istikbal önünde vardır. Ve asıl endişelenecek istikbalde orasıdır. Çünkü hiçbir şekilde dönüşü ve telafisi mümkün değildir. İşte Cenab-ı Hakk, istikbal endişesini kullarına bu sebeple vermiştir.

Hırs önce sahibini yakan, kötü bir haslettir

Dünyevi makam-mevkiler, arzular ve istekler için hırs göstermek, kişiyi çoğu zaman felakete sürükler. Zira hırs insanın gözüne kalın bir perde çeker ve hakikatleri göstermez. Bu sebeple hırs önce sahibini yakan çirkin bir haslettir. Üstelik hırs eden kişi aksiyle netice bulur. Zira büyükler ““El-harîsu hâibun hâsirun”” demişler yani “Hırs mahrum olmaya sebeptir.”

Fakat kişi bu hissi, ebedi ve daimi mülkü kazanmaya sarf etse, Cenabı Hakk’ın, Melaikelerin, Peygamberlerin nazarında mevki sahibi olmak için çalışsa elbette ki, ona büyük bir hayır ve menfaat ulaştırır.

Hırs gösteren kişiye şu üç netice acil ceza olur:

1.     İsraf kanaatsizliği, kanaatsizlik ise, çalışmanın şevkini kırar, tembelliğe atar, hayattan şikâyet ettirir.

2.     Maksadını kaçırmaya, zelil düşmeye vesiledir. Zira rızık iktidar ile değil iftikar ile acizlik iledir. Tıpkı kurnaz ve hileci tilkilerin diğer hayvanların atıkları ile beslenmeye mahkûm, cılız ve zelil haline bedel, kanaatkâr balıkların rızıklarının önlerine gelmesi ve semiz halleri gibi…

3.     Hırs, ihlâsı kırar, uhrevî amelleri zedeler, ibadetlerin neticesini kaçırır. Çünkü bir kişinin hırsı varsa, insanların teveccühünü ister. Teveccüh-ü nâsı arzu eden, ihlâsa ulaşamaz. Bu netice çok ehemmiyetli, çok câ-yı dikkattir.

Hırs eden kişi düşünmeli ki hırs edenin elinde hasaretten kaybetmekten başka bir şey yoktur. Hem kanaat, tevekkül tükenmez bir hazinedir. Zira tevekkül eden sebeplerin Rabbine yönelmiş ve her şeyin dizgini elinde her şeye Kadîr bir zata dayanmış olur. O izin vermeden bir yaprak dahi kıpırdamazken adeta acizliğini unutup Firavunâne kudreti ile netice ede etmeye çalışmak boşadır.

Hırsın yüzünü Allah’ın rızasına, ahirete yönelik amellerde kararlılığa çevirerek sebat gibi güzel bir haslete çevirebiliriz. Böylece duygu israfı olan hırsın yerini güzel ahlak olan sebat almış olur.

Merak ilmin kapısıdır

Merak ilme, faydalı bilgileri araştırmaya sevk eden güzel araçtır. Peygamber Efendimiz’in (svs) “İlim şehrinin kapısı” övgüsüne mazhar olan Hz. Ali ilim öğrenmede merakın rolünü “Merak ilmin anahtarıdır.” sözü ile izah etmiştir.

Oysa merak duygusunun israfı yani yanlış ve gereksiz yerlerde kullanılması kişiyi bilakis ilimden uzaklaştırır, dedikodu, yalan vb. kötü ahlaka götürür. Zira başkalarının özel hayatlarını, dünyaya ve ahirete faydası olmayan şeyleri merak etmek onları araştırmaya, öğrenmek ise başkaları ile paylaşmaya yani dedikoduya götürür. Çok konuşan çok yanılır düsturunca kişi mümin kardeşinin etini yemek gibi menfur bir işi yaptığı gibi yavaş yavaş yalana da alışmış olur. “Büyüklerimiz insanın başına ne gelirse meraktan!” diyerek bu hakikate dikkatleri çekmiştir.

Kıskançlık, celal, şefkat gibi diğer hisler de bunlara kıyas edilebilir.

Bıçak cinayet işleme aracı olarak kullanılabileceği gibi, kasaplık gibi meslekler ile helal rızkı kazanmaya vesile de olabilir. Aynen öyle de insan merak, inat, sevmek.. gibi tüm hisleri hem bu dünyada hem ahirette mutluluğu yakalamaya bir araç yapabileceği gibi, aksini de seçebilir. Bu hisleri nasıl ve ne şekilde kullanıldığı gözden geçirilmeli ve hislere yön verilmelidir. Unutulmamalıdır ki; “Tüm mutsuzlukların sebebi israf ettiğimiz hislerimizdir.”

Kaynakça:

[1] Mektubat Mecmuası; 9. Mektup

 

14 Temmuz 2013 Pazar

Kuran'da israf la ilgili uyarı


Kuran-ı kerim israf edeni işte böyle uyarıyor

Kuran-ı kerim israf edeni her şeyi sanki arkası gelecekmiş gibi hiç tükenmeyecekmiş gibi israf edeni nasıl uyarıyor

A. Raif Öztürk’ün yazısı…

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “..Nehir kenarında abdest alıyor olsanız bile, suyu iktisatlı kullanınız ve israf etmeyiniz” diyor.

Son söz; sözlerin en güzeli ve en doğrusu olan Allah kelâmı:
Sure 14. Âyet 7. “..Eğer şükrederseniz, size yönelik nimetlerimi kesinlikle arttırırım, eğer nankörlük ederseniz, hiç kuşkusuz ki azabım pek şiddetlidir.”

‘Eğer Nankörlük Ederseniz, Azabım çok şiddetlidir!’

Toplum olarak İSRAF konusunda, maalesef pek hassas değiliz.
Her gittiğimiz yerde, her toplantıda, neredeyse her ziyafette ve hatta evlerimizde de aşırı israflar nedeniyle, adetâ kıtlık ve sıkıntıları davet ediyoruz. Birkaç örnek arz edeceğim.

Bir zamanlar Amerika’da çok büyük bir fabrikada, tabaklarında yemek artığı bırakan personele ciddi para cezaları konmasına sendikalar itiraz etmiş.
Yönetim kurulu başkanı ya da genel müdür, bu itiraz heyetine şunları anlatmış.
-“Fabrikamızda 10 000 küsur kişi çalışıyor. Her birinin sadece pirinç pilavından ve sadece 5-10 pirinç bıraktığını varsayınız. 20-30 kg. pirinç çöpe atılmış olur. Bu atık 20-30 kg. pirinç ile kaç kişi daha doyar? Daha da önemlisi, sadece bir kg. pirinç üzerindeki insan emeğini, alın terini ve riskleri düşünebiliyor musunuz?

Bir de diğer artıkları ve bir günde çöpe atılan binlerce ekmeği bir düşününüz bakalım!…
• Bu kadar milli sermayenin çöpe gitmesine, hangi vicdan seyirci kalabilir?…”
*******
Meşhur İsveç çeliğinin vatanından ve Doç. Dr. A.Erhan Özdemir’den bir anekdot:
On dokuz yıl evveldi. Stockholm’e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi.
Sabahleyin, tıraş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
• “Lütfen” diyordu, “tıraştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun…”
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde de “İsveç çeliğinden yapılmıştır” diye yazardı.
İste o ülke; kullanılmış bir tek (ve birkaç gramlık) ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

İsviçre’de zaman zaman, belli dönemlerde, radyolar, televizyonlar şu haberi duyurur.
• “Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapınızın önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına yardımcı olun. Daha fazla ağaç ziyanına engel olun…”

Hukuk fakültesi öğrencisiydim. Alain’in proposlarını okuyordum. Birden irkildim.
Alain; “Bir insan yerde bir iğne bulduğunda eğilip almaz ise, bütün uygarlığa ihanet etmiş olur. Bir iğnenin üretiminde, binlerce insanın el emeği, alın teri ve göz nuru var…” Diyordu.
• Japonlar ise son derece sade, basit, yalın ve mütevazı yaşayan insanlardır.
Evlerinde hasır, yer minderi, basit ve kolay kullanılan az sayıda eşya bulundururlar.
Evlerini mobilya ile çeşit çeşit eşya ile dolduranlar, Japonlara göre; ruhen tekâmül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir…
Böyleleriyle; “..zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş,” diye eğlenirler.
*******

Lütfen; yukarıdaki örnek davranışlardan sonra, bir de kendi ahvalimize bakalım.
Evet, yürekler acısı bir durumdayız, değil mi? Kıtlığı davet etmiş olmuyor muyuz?…
Özellikle gıda israfımız had safhada, nimete saygısızlık NANKÖRLÜK boyutunda, değil mi? Hatta tabağında yemek bırakmayana “görgüsüze bak, silip süpürdü” nazarıyla bakılıyor. Yiyemediğimiz yemeğimizin, yolda, arabada yemek üzere paketlenmesini istediğimizde bile, bazı garsonlar yüzümüze bir müddet bakıyorlar!…
Musluğumuzdan, her saniyede tek bir damla su damlamasının, senede (60 x 60 x 24 x 365 = 31 536 000 damla ve bunun da) 9 ton su israfı olduğunu, maalesef hiç düşünemiyoruz…

Konu buralara kadar gelince, saygıdeğer hocamın bir izahı ve ikazı kulaklarımda çınladı.
• Bir gün Prof. Dr. A.Kadir Özcan hocam ile birlikte, bir toplantıda yemek yemiştik. Kendisinin, önündeki ekmek kırıntılarını, tek tek toplayıp ağzına atmaya başladığını gördüm. Şaşkın ve garip bakışlarımdan, bu hareketine anlam veremediğimi anladı ki, bir taraftan da bana izah etmeye başladı.
-“Raif’ciğim, tüm mevcudatın Allah’ı zikrettiğini bildiren âyetleri biliyor musun?” dedi.
-“Evet hocam, bir kısmını biliyorum.” Dedim.
-“İşte bu nimetler de sürekli Allah’ı c.c. zikredecekleri bir menzilde, yani insan vücudunda vazife yapmak ve hizmet etmek istiyorlar. Şu toplamakta olduğum nimet kırıntılarının ise insan vücuduna girmesine saniyeler kalmıştı. Ya ekmeği koparırken düşmüş ya da ağız kenarından düşmüştü…”
Tam anlayamadığımı hisseden hocam devam etti:
-“..Bak ben sana bir örnek vereyim de iyice anlaşılsın. Hani çok önemli bir avantaj için bir kuyruğa girersin ya. Sana sıra gelmesi için de saatlerce beklersin. Neticede ise, tam sana sıra gelmesine birkaç saniye kalmışken, ya gişe kapanır, ya alacağın şey bitmiştir veya kontenjan dolmuştur. Bu durumda ne kadar üzülürsün? Bir düşün bakalım!…”
-“Evet hocam, pek tabi ki bu durumda herkes çok üzülür.”
Hocam sofradaki ekmek kırıntılarını göstererek devam etti:
-“İşte şu nimetler de, ekilme, biçilme, öğütülme, hamur olma ve pişirilme maratonundan sonra, tam insanlık mertebesine çıkmak üzereyken, çöpe atılmak için terk ediliyorlardı… Evet, büyüklerimiz bu durumu izah edebilmek için, kestirmeden ‘sofranızda artık bırakmayın, ekmek kırıntılarını bile toplayın, israf etmeyin. Yoksa bu nimetler arkanızdan çok üzülürler ve ağlarlar…’ diyorlardı.
Biz ise bilimsel olarak, o Kur’ân ayetlerinden yola çıkarak bu manzarayı hissediyoruz…
• İşte ben de bu kırıntıları böyle toplamakla ve yemekleri sünnetlemekle, şu ağlayan nimetlere, yeniden kontenjan açıyorum…” ..deyince adeta irkilmiştim…
*******
Prof. Dr. İbrahim Canan hocamızın ise abdest alışını seyreden, mutlaka etkilendiğini söylüyor. Çünkü Sn. Canan hocamız, abdest almakta olduğu musluğu kalem inceliğinde açtığı gibi, eli musluk altında değilken, musluğu mutlaka her seferinde (hiç üşenmeden) kapatıyor. Bu davranış biçimi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “..Nehir kenarında abdest alıyor olsanız bile, suyu iktisatlı kullanınız ve israf etmeyiniz” emrine bir inkıyattır, bir sadâkattir ve bir ibadettir… Bu Hadis’i Şerifi fiilen yaşamaktır…

Son söz; sözlerin en güzeli ve en doğrusu olan Allah kelâmı:
Sure 14. Âyet 7. Sayfa 255. : “..Eğer şükrederseniz, size yönelik nimetlerimi kesinlikle arttırırım, eğer nankörlük ederseniz, hiç kuşkusuz ki azabım pek şiddetlidir.”